Header Ads

Önizleme

Dindar kime denir?

REKLAM Önizleme
Sual: Bazıları, Yahudi ve Hristiyanların Cennete gideceğini, hattâ şehit olacağını savunanlara ve kendi görüşünü din diye bildiren mezhepsizlere, (Dindar, muhafazakâr ve Ehl-i sünnet) diyorlar. Böyle demek yanlış olmaz mı?
CEVAP
Elbette yanlıştır. (Dindar) ve (muhafazakâr), dinine bağlı kimse demektir. Bir Budist de kendi bâtıl dinine bağlı olabilir, ama İslâmiyet'te ona (dindar) denmez. Mezhepsiz bir kimse de, namaz kılsa, haramlardan sakınsa, İslamiyet’e hizmet ettiğini zannederek, mezhepsizlik yolunu yaymak için çok uğraşsa, ona (dindar) denmez. Çünkü (dindar) ifadesi, övgü ve saygı ifadesidir.

(Ehl-i sünnet) ifadesi de, imanı doğru olan Müslüman demektir. Ehl-i kitabı yani Yahudi ve Hristiyanları cennetlik bilene, (Ehl-i sünnet) denmeyeceği gibi, (Müslüman) bile denmez.
(Hak din) ve (Doğru din) ifadeleri, nasıl sadece İslamiyet için kullanılıyorsa, (dindar) kelimesi de, sadece Ehl-i sünnet olan Müslümanlar için kullanılır. İtikadı bozuk olanlara (dindar) veya (muhafazakâr) denmez. Böyle diyenler, câhil değilse, mutlaka art niyetlidir.

Bazı Hristiyan hayranları da, papazları (takva sahibi) diyerek övüyorlar. (Takva sahibi), Allah’tan korkup haramlardan sakınan kimse demektir. Papazların günah işlemediklerini söylemek istiyorlar. Hristiyan olmak, tek Allah yerine 3 tanrıya inanıp müşrik olmak, putlara tapmak, en büyük günah değil mi? Küfürden büyük günah olur mu? Takva sahibi olmak için, önce Müslüman olmak gerekir. Bid’at ehline bile, başka hiç günah işlemese de (takva sahibi) denmez. Çünkü Ehl-i sünnet itikadında olmamak, büyük günahtır.

Ameldeki mezhepler Müslümanlar için rahmettir
Sual: Doğru tek ise, amelde mezheplerin olması yanlış değil mi? Tâbi olduğumuz mezhep yanlışsa, âhirette hâlimiz ne olacaktır?
CEVAP
Birbirine zıt hükümleri olsa da, dört mezhebin dördü de haktır. Dinimiz müctehide, mezhep imamlarına bu yetkiyi vermiştir. Âhirette herkese bağlı olduğu mezhebin hükümleri sorulacaktır. Allah indindeki tek doğru olan hüküm sorulmayacaktır. Herkese, mezhebine uyup uymadığı sorulacaktır.

Allahü teâlânın gönderdiği dinlerde, amele ait farklı hükümlerin rahmet olması gibi, mezheplerin farklı ictihadları da, ümmet için rahmettir. Bizzat Peygamber efendimiz de, farklı hükümler koymuş, rahmeti genişletmiştir. Bir insan, kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi, ihtiyaç olunca, dört hak mezhepten birine uyarak yapar. Böylece ibadetini kurtarmış olur. Birkaç örnek verelim:

1- Bir Hanefî, oruçluyken lavman yaptırmak zorunda kalsa, orucunu kurtaracak başka hak bir mezhep aranır, çünkü Hanefî’de orucu bozar. Mâlikî’de lavman yaptırmak orucu bozmaz. Mâlikî’yi taklit ederek orucunu kurtarır.

2- Şâfiî’de, oruca niyet imsak vaktine kadardır. Bir Şâfiî gece sahura kalkamasa, imsak vaktinden sonra uyansa, oruç tutamaz, çünkü vaktinde niyet edememiştir. Bu orucu kurtarmak için başka bir hak mezhebi taklit etmesi gerekir. Hanefî’de öğleye bir saat kalıncaya kadar niyet edilir. Bu vakit zarfında niyet ederek orucunu tutması sahih olur.

3- Oruç tutan niyeti unutsa, öğleden sonra uyanınca niyet etse caiz olmaz. Fakat İmam-ı Züfer’in kavline uyarak, öğleden sonra niyet etse veya hiç niyet etmese de, tuttuğu oruç sahih olur.

4- Abdest alırken boğazına su kaçsa, oruç bozulur. Hanbelî mezhebi taklit edilirse, oruç sahih olur.

5- Evli birinin, hanımıyla sütkardeş olduğu ve bir kere emdiği meydana çıksa, diğer üç mezhepten birini taklit edebilir, çünkü diğer 3 mezhepte, 5 kere doya doya emmedikçe sütkardeş olmaz.

6- Seferde ihtiyaç olunca, diğer üç mezhepten biri taklit edilerek iki namaz cem edilebilir.

7- Semavi özür hâlinde, abdestinin bozulmaması için, Mâlikî’yi taklit etmek sahih olur.

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.