Header Ads

Önizleme

Âlim görünenlere aldanmamalıdır

REKLAM Önizleme
Sual: Bazı kimseler, Kazanlı Mûsâ Beykiyef gibilerinin fikirlerini savunarak İslâma hizmet ettiklerini söylüyorlar. Dinde değişiklik yapmak isteyen böyle kimselerin kitapları okunur mu?
Cevap: 
Âlim görünen ve din adamı denilen herkesin sözüne veya kitabına uyarak amel etmek caiz değildir. Kıymetli kitaplardan toplanmış, tercüme edilmiş Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdıkları ilmihâl kitaplarını okumalıdır. Böyle tercüme edilmemiş, kafadan yazılmış ilmihâl kitaplarını ve uydurma tefsirleri okumak, insanı dünya ve ahiret felaketlerine sürükler.

Kazanlı Mûsâ Beykiyef, Kur'ân-ı kerime ve hadis-i şeriflere inanmayıp, yeni bir din uydurup, buna İslâmiyet demektedir. Yaldızlı kelimelerle, Müslümanlara gerici, Ehl-i sünnet âlimlerine yobaz demektedir. Kur'ân ve hadisler, bugünkü fen bilgileri ile yetişmiş olan gençlerin uyacakları bir din değildir diyerek, uydurduğu düşüncelerine din demekte, kitapları ile gençleri aldatmaktadır. Buna aldananlar, çıkardıkları dergilerde bozuk, alçak yalanlarla Ehl-i sünnet âlimlerine saldırmaktadırlar.

Böylelerinin Ehl-i sünnet kitaplarını okuyarak, doğru yola kavuşmalarını temenni ederiz.

***
Sual: Namazda rükuya giderken, iki ayağı birbiri ile birleştirmek gerekir mi?
Cevap: 
Konu ile alakalı olarak Halebî-i kebîr ve Dürr-ül-muhtârda deniyor ki:
"Rükuda sünnetlerden birisi de, topuk kemiklerini birbirine bitiştirmektir." Bunun için, rükuya eğilirken, sol ayağın topuğu, sağ ayak yanına getirilir. Secdeden kıyama yani ayağa kalkarken açılır.

***
Sual: Gayr-i müslimlerin kestiği hayvanın etini yemekte bir mahzur var mıdır?
Cevap: 
Konu ile alakalı olarak Hadîkada deniyor ki:
"Ehl-i kitabın dar-ül-harpte kesmiş oldukları hayvan, aksi sabit olmadıkça, temiz kabul edilir. Mecusinin, kitapsız kafirlerin etli yemeklerini yemek, hayvanı onların kestiği kati olarak bilinmediği için, tenzihen mekruhtur. Şimdi kasaptan alınan etler de böyledir."

***
Sual: Ayağında çorabı olmayan kimse, temiz ayakkabısı ile namaz kılabilir mi?
Cevap: 
Konu ile alakalı olarak Hadîkada deniyor ki:
"Ayakkabı ile kılınan namazın sevabı, çıplak ayakla kılınandan kat kat fazladır. Üzerinde necaset görülmedikçe, sokakta gezilen ayakkabı da böyledir. Vesvese ve şüpheye ehemmiyet verilmez."

***
Sual: Rehin vermek ne demektir ve neler rehin verilebilir?
Cevap: 
Rehin vermek, yani ipotek (hypotéque) etmek demek, bir sebepten dolayı, bir şeyi hapis etmek, alıkoymak demektir. İslâmiyette ise, ödenecek mal karşılığı olarak, bir malı, alacaklıda veya başka âdil bir kimsede, emanet bırakmak demektir. Rehin ancak, mal borcu için verilir. Öldürmek, yemin hakları, işçinin iyi çalışması, misafirin hırsızlık etmemesi için rehin istenmez. Rehin zor ile alınmaz.

Rehin, akit ile, yani icap ve kabul ile, yani sözleşme veya mektuplaşma ile yapılır. Rehini verip, almaları, yani malın teslim olunması da lâzımdır. Teslim olunmadan önce, borçlu rehini vermekten vazgeçebilir. Rehin bırakılan malın, satılmağa elverişli olması şarttır. Tartı ile, hacim ile ölçülen her şey, altın, gümüş eşya, para, rehin verilebilir. Ortak olan bir şeydeki kendi payını rehin vermek caiz değildir. Ağaçtaki meyveyi ağaçsız olarak, tarladaki ekini tarlasız olarak rehin vermek ve meyveli ağacı meyvesiz olarak, ekinli tarlayı ekinsiz rehin vermek caiz değildir. Evi, eşyası ile de rehin vermek caizdir. Hayvan, üzüm şırası rehin verilir. Alacaklı, rehinden vazgeçebilir. Borçlu vazgeçemez.

Rehin, borç ödeninceye kadar hapis olunur. Önce, borç ödenir. Sonra, rehin geri verilir. Borçlu ölürse, bunun vârisi, rehini satarak, parası ile borcu öder. Sonra, rehini alıp, müşteriye teslim eder. Geri kalan parası, başka alacaklılara verilir. Satış semeninin ödeme zamanı gelince borçlu, rehini satmak için, alacaklıyı veya başka bir âdil kimseyi vekil edip sattırır veya kendi satar. Semenden borcu ödeyip, sonra rehin kurtarılır. Borçlu, rehindeki malını, alacaklının izni olmadan satamaz. Satmak için, isteyemez. Alacaklı, rehini alırken, bunu ileride satmağa kendisinin vekil edilmesini şart edebilir. Borçlu bunu kabul edince, sonra azledemez. Borçlu ölürse de, azil olmaz. Rehin helâk olursa, kıymeti az ise, aradaki farkı borçludan ister. Rehin, alacaklının borcu istemesine mâni olamaz. Malı olup da ödünç aldığını ödemezse, onu hapis ettirmesine de mâni olamaz. (Tam İlmihal s. 853)

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam2@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.