Header Ads

Önizleme

Güzel ahlaklı biri ve kula kul olmak

Sual: Güzel ahlaklı olmak için, özet hâlinde birkaç prensip bildirilebilir mi?
CEVAP
İyi ve kötü huyları bilmek ve tatbik etmek gerekir. İslam Ahlakı kitabını okuyup, oradaki bilgilerle amel eden, güzel ahlaklı olur. Bu kitapta yazılı olan şu iki prensibi esas alan da güzel ahlaklı olur:

1- Düşmanlarımız, muhaliflerimiz, bizi çekemeyenler, hep ayıplarımızı araştırır. Onlardan kusurlarımızı öğrenip güzel ahlaka sahip olabiliriz. Biri, ahlakını düzeltmek için İbrahim Ethem hazretlerine, ayıbını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her hâlin bana güzel görünüyor. Ayıbını başkasına sor) dedi.

2- Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin, müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin mânâsı budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakı kimden öğrendiği sorulunca, (İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman'a, (Edebi kimden öğrendin?) denince, (Edepsizden) buyurdu. Yani birinin yaptığı hareket bizim hoşumuza gitmiyorsa, edepsizlik olarak görüyorsak, onu biz de yapmamalıyız. Biri bizim bir kusurumuzu söyleyince sevinmiyorsak, başkalarının da kusurlarını söylememeliyiz. Biri bizi tenkit edince hoşlanmıyorsak, biz de başkalarını tenkit etmemeliyiz.

İnsan bu prensipleri uygularsa, güzel ahlaklı olur. O hâlde, bir söz söylerken, kendimizi karşımızdakinin yerine koymalıyız. Böyle bir söze tepkimiz ne olur diye düşünmeliyiz. Bunun da istisnaları çıkarsa da, azdır. Zaten istisna genel kaideyi bozmaz.

Kula kul olmak
Allah'tan başkasına tâbi olunmaz) diyerek bir mezhebe tâbi olmayı kula kulluk olarak görüyorlar. Kula kul olmak nedir?
CEVAP
Kula kul olmak, bir kimsenin emri altına girmek veya ona tâbi olmak demektir. Hâşâ o kişiyi Allah olarak tanımak değildir. Dünya işlerinde bile, her ülkede idarecilere, komutanlara, kanunlara tâbi olunur. Bunu söyleyenler âmirsiz, kanunsuz, nizamsız bir ülkede mi yaşıyorlar? Değilse, maksatları nedir? Dinimizin emri olan mezheplere tâbi olmayı niye yanlış bir şeymiş gibi gösteriyorlar?
(Resulüme itaat edin, Resulüme tâbi olun!) mealindeki âyet-i kerimelerle ve (Eshabımın yoluna sarılın, âlimlere tâbi olun!) mealindeki hadis-i şeriflerle bildirilen emirlere uymak, mezhep imamlarına tâbi olmak, hâşâ Allah'ı bırakıp, onların anladığı mânâda kula kul olmak değildir. Öyle olsaydı, Allahü teâlâ, bir kul olan Resulullah'a uymamızı emretmezdi. Resulullah da Eshab-ı kirama ve âlimlere tâbi olmamızı emretmezdi.

Eshab-ı kiramın hepsi mutlak müctehid oldukları hâlde, Resulullah'a tâbi oldukları için peygamberlerden sonra en yüksek makama kavuşmuşlardır. Tâbiîn, Eshab-ı kirama tâbi oldukları, onları taklit ettikleri için yüksek şerefe ermişlerdir. Onlardan sonra gelenler de onlara tâbi oldukları için Tebe-i Tâbiîn olma şerefine yükselmişlerdir. Bir âyet-i kerime meali:
(Muhacir ve Ensar'la iyilikte onların izinden gidenlerden, [onlara tâbi olanlardan] Allah razıdır.) [Tevbe 100]

Bu âyette, Eshab-ı kirama ve onların izinden giden Tâbiîne uymak gerektiği bildiriliyor. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:

(İnsanların en hayırlısı asrımdaki Müslümanlar, yani Eshab-ı kiramdır. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler, yani Tâbiîn'dir. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler, yani Tebe-i Tâbiîn'dir. Artık bunlardan sonra yalanlar yayılır.) [Buharî]
Görüldüğü gibi Tâbiîne tâbi olmamak, mezhepsizliktir. İmam-ı a'zam Tâbiîndendir, diğer mezhep imamları da Tebe-i Tâbiîndendir. Yani âyet ve hadiste kendilerine tâbi olunması bildirilen ve övülen zatlardır. Bu zatlara ve onların mezheplerine uymamak, Allahü teâlânın ve Resulünün emrine karşı gelmek olur. Kul olmak, köle olmak, onun emrine girmek demektir. Emrine girilen zat hakiki mürşid ise, kul olan köşeyi dönmüş olur. Şu beyit bu gerçeği çok güzel anlatmaktadır:

Cihana sultan olmak, bir kuru kavga imiş,
Bir mürşide kul olmak, hepsinden a'lâ imiş.

Bunun farklı söyleniş şekilleri de vardır. Biri şöyledir:
Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş,
Bir veliye bende olmak cümleden evlâ imiş.

Bende kul, köle demektir. Bu konuda başka beyitler de vardır:
Cihana sultan olsan sana olmaz faydası,
Mânâ sultanına kul olmak işin a'lâsı.

Kul olmakla övünürüm güzeller güzeli şaha,
O güzele bende olmak, değer cihan şahlığına.

Dünya saltanatının tacın tahtın verseler,
Avnî bunu reddeder, kulluk devleti ister.

Avnî, Fatih Sultan Mehmet hanın müstear ismidir. Görüldüğü gibi, Fatih Sultan Mehmet han bile, dünya saltanatı değil, kulluk devleti istiyor. Kulluk için devlet diyor. Burada devlet, büyük makam ve büyük nimet demektir. Büyük bir zata kul olup büyük devlete kavuşanlara ne mutlu…
Büyüklere tâbi olmayı aşağılık bir şey gibi göstermek çok yanlıştır.

Moda ve zillet
Şu sosyete kapıldı, moda denen illete,
Maymunca taklit etti, düştü koyu zillete.

Hak helâl etmek
Sual: Bir kimsenin, (Kıyamete kadar olan bütün haklarımı helâl ettim) demesi caiz midir?
CEVAP
Caizdir ve çok iyi olur. Haklarını eden âhirette kazançlı çıkacaktır. (Ben falancaya hakkımı helâl etmiyorum) dememelidir. Şahsen ben, Kıyamete kadar olan bütün haklarımı kâfir Müslüman herkese helâl ettim.

Gıybet edilince
Sual: Bir kimsenin gıybet ettiğini görünce ne yapmalıyız?
CEVAP
Söyleyince kabul edecek biriyse mani olmalı, böyle değilse konuyu değiştirmeye çalışmalı veya orayı terk etmeli. Bunlar da mümkün olmazsa, kalben gıybete razı olmamalıdır.

Önizleme

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Yaşam ve İnsanlar Din