Header Ads

Önizleme

İki zıt şey, birlikte sevilemez

REKLAM Önizleme
Sual: Kâfirleri seven, Allahü teâlâyı sevmemiş mi oluyor? Allahü teâlânın, küfre ve kâfirlere düşmanlığı ile günah işleyenlere düşmanlığı farklı mıdır?
Cevap: 
Urvetülvüskâ Muhammed Masum Fârûkînin (Mektûbât) kitabı üçüncü cilt 55. mektubunda buyruluyor ki: Allahü teâlâ mealen buyuruyor ki, (Kâfirleri sevmek, Allahü teâlâyı sevmemektir. İki zıt şey, birlikte sevilemez). İki düşman, birlikte sevilemez. Bir kimse, seviyorum dese, fakat onun düşmanlarından teberri etmese, bu sözüne inanılmaz. Âl-i İmrân sûresinin 28. ci âyetinde mealen, (Kâfirleri sevenleri, Allahü teâlâ, azabı ile korkutuyor) buyurdu.

Bu büyük tehdit, çirkinliğin çok büyük olduğunu gösteriyor. Halife Ömere "radıyallahü teâlâ anh", burada Hire halkından bir nasrani [Hristiyan] var. Hâfızası çok kuvvetli, yazısı da çok güzel, bunu kendine kâtip yaparsan çok iyi olur, dediler. Kabul etmedi. (Mümin olmayan birini dost edemem) dedi ve bu âyet-i kerimeyi okudu. Ebû Mûsel eş'arî, halife Ömere, (Yanımda nasrani bir kâtibim var. Çok işe yarıyor) deyince, (Allah seni kahretmesin! Niçin, bir Müslüman kâtip kullanmıyorsun? Mâide sûresindeki, Ey müminler! Yahudi ve Hristiyanları sevmeyiniz! âyetini işitmedin mi?) dedi. (Dini onun, kâtipliği benim) dedim. (Allahü teâlânın hakir ettiğine ikram etme! Onun zelil ettiğini aziz eyleme! Allahın uzaklaştırdığına yaklaşma!) dedi. (Basra'yı onun yardımı ile idare edebiliyorum) dedim. (Hıristiyan ölürse ne yapacaksan, şimdi onu yap! Hemen onu değiştir!) dedi.

Mürşidimiz, sebeb-i saadetimiz imâm-ı Rabbânî "radıyallahü teâlâ anh" 266. cı mektupta buyuruyor ki, (Halilullah olan İbrahim aleyhisselâmın o büyük makamı bulması, Peygamberlerin ağacı olması, Allahü teâlânın düşmanlarından teberri ettiği içindi. 

Mümtehine sûresinin dördüncü âyetinde mealen, (İbrahim aleyhisselâmda, sizin için ibret vardır) buyuruldu. Bu fakire göre, insanı Allahü teâlânın rızasına kavuşturacak şeylerden hiçbiri, bu teberri gibi değildir. Allahü teâlânın, küfre ve kâfirlere düşmanlığı, zâtındandır. Lât ve Uzzâ gibi putlara ve bunlara tapanlara kendisi düşmandır. Cehennemde sonsuz yanmak, bu çirkin işin cezasıdır. Nefsin istediği şeyler ve diğer bütün günahlar, böyle değildir. Çünkü, Allahü teâlânın bunlara adâveti ve gadabı, kendinden değildir. Gadabı, sıfatlarından, azabı efâlindendir. Bunun için, günahların cezası, sonsuz yanmak olmadı. Hem de, dilerse, bu günahları af edecektir.) (Hak Sözün Vesîkaları s. 351)

***
Sual: Herkesle iyi geçinmek gerektiğinden kâfirleri de sevmek gerekmez mi?
Cevap:
Urvetülvüskâ Muhammed Masum Fârûkînin (Mektûbât) kitabı üçüncü cilt 55. mektubunda buyruluyor ki: Cahil tasavvufçular ve itikatları küfre varan (Mülhid)ler, kâfirlerle dost olmaktan çekinmiyorlar. (Tasavvuf, herkesle iyi geçinmektir) diyorlar. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", Evliyanın reisi iken (Fakirlikle öğünürüm) demişken, Allahü teâlâ, Tevbe sûresinin 74. cü âyetinde mealen, (Ey Peygamberim! Kâfirlerle, münafıklarla cihad et! Onlara düşmanlık yap!) buyurdu. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" yolu, kâfirlere düşmanlık, onlarla cihad idi. Bunlar nasıl tasavvuf ehlidir? Resûlullahın yolundan ayrılmışlar, başka yol tutmuşlar. Tuttukları yol, dalâlet yoludur. Doğru yoldan çıkmaktır.

Kur'ân-ı kerim ve hadîs-i şerifler, Allahü teâlânın kâfirlere düşman olduğunu, açıkça bildiriyor. Onun düşmanlarını seven, Onu sevmiş olur mu? Kâfirler ve fasıklar, Allahü teâlânın düşmanı olmasalardı, (Bugz-ı fillah) vacib olmazdı. İnsanı Allahü teâlânın rızasına kavuşturacakların en üstünü olmaz ve imanın kemâline sebep olmazdı. Hadîs-i şerifte, (Bir kimse, Allahü teâlânın düşmanlarını düşman bilmezse, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için sever ve kâfirleri düşman bilirse, Allahü teâlânın sevgisine kavuşur) buyuruldu. Bir hadîs-i şerifte, (Bir kimse, Allahın dostlarını sever, düşmanlarını düşman bilirse ve Allah için verir ve Allah için vermezse, imanı kâmil olur) ve (İsyan edenlere düşmanlık ederek, Allaha yaklaşınız!) buyuruldu.

Bir hadîs-i şerifte, (Allahü teâlâ, bir Peygambere vahyetti ki, falan abide söyle: Dünyada zühd ederek, nefsini rahata kavuşturdun ve kendini kıymetlendirdin. Benim için ne yaptın?) Abid sordu: Ya Rabbî! Senin için ne yapılır? Allahü teâlâ buyurdu: (Düşmanıma, benim için düşmanlık ettin mi ve sevdiğimi benim için sevdin mi?) buyuruldu. (Hak Sözün Vesîkaları s. 350)

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.