Header Ads

Önizleme

Nikâhın açık yapılması

Sual: Dînî nikâh akdinde, sadece iki erkek şahit yanında yapılan nikâhın meşru olmadığı, çünkü aleniyetin esas olduğu, herkese duyurulmasının gerektiği söyleniyor. Hâlbuki S. Ebediyye’de, Hanefî mezhebine göre, Müslümanların nikâhında, iki Müslüman erkeğin veya bir erkekle iki kadının şahit olarak bulunmasıyla yapılan nikâhın sahih ve meşru olduğu, gizli tutmanın caiz olduğu bildiriliyor. Herkese duyurulma şartından bahsedilmiyor. İki erkek şahit yanında yapılan nikâh meşru değil mi?
CEVAP
Elbette meşrudur. Tanıdıklara duyurulma şartı sadece Mâlikî mezhebinde vardır.
Üç mezhepte şahitsiz nikâh sahih olmaz. Şahitle yapılınca, gizli tutulmaları caiz olur. Mâlikî'de, şahitsiz sahih olursa da, tanıdıklara duyurmak lazımdır. (S. Ebediyye)

Allahü teâlâ her dili bilir
Sual: Mezhepsiz bir hoca, (Allah sadece Arapçayı değil, her dili bilir. Namazda herkes kendi diline göre okumalıdır) diyor. Namazda Arapça okumak şart değil midir?
CEVAP
Elbette şarttır. Allah her dili bildiği hâlde, namazda aslını okumayı emretmiştir. Allah bize hangi dille okumamızı emretmişse o dille okumak gerekir.

Arapçadan başka dille kılınan namaz sahih olmaz. (İbni Âbidin)

Namaz kılarken başka dille dua okumak haramdır. (Dürr-ül-muhtar)

Allah hakkı ve kul hakkı
Sual: S. Ebediyye’de, (Üzerinde Allahü teâlânın hakkı veya kul hakkı bulunanın, iki şahit yanında vasiyet etmesi veya yazması vacibdir) deniyor. Allah hakkı ve kul hakkı nedir?
CEVAP
Namaz, oruç, zekât, hac, kurban, adak, yemin kefareti ve benzerleri, Allahü teâlânın hakkıdır. Üzerinde Allah hakkı olan kimsenin, (Şu kadar namaz, şu kadar oruç borcum var. Eğer bunları ödeyemeden ölürsem, devir ve iskâtımı yapın) demesi veya vasiyetine yazması gerekir. Vasiyet yazmak vacib, yani farzdır. Çünkü farzın edası farz olduğu gibi, kazası da farzdır. Adağı yerine getirmek ise vacibdir. Devir ve iskât yapmakla, bu borçlar ödenmiş olmazsa da, Allahü teâlânın affına sebep olacağı umulur.

Kul hakkı veya kul borcu demek, insanların bizdeki maddî ve mânevî alacaklarıdır. Maddî olanları ödemek veya helâlleşmek şarttır. Haklarını kendilerine vermek mümkün olmazsa, o kadar para, mal, Müslüman fakirlere verilir ve hak sahibine dua edilir. Mânevî hakkı olanlarla, mesela kalbini kırdığımız kimselerle de helâlleşmeli, mümkün olmazsa dua etmeli ve yaptığımız ibadetlerin sevabını onlara da göndermelidir. Önizleme

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Yaşam ve İnsanlar Din