Header Ads

Önizleme

Çalışıp, helal kazanmalıdır

REKLAM Önizleme
Sual: Sabreden fakir ile şükreden zenginin fazileti aynı mıdır?
Cevap: 
(Mektûbât)ın çok yerinde, (Fakirlerin kapı önlerinde oturmaları, zenginlerin, süsler, ziynetler içinde oturmalarından iyidir) yazılıdır. (Buradaki fakirlerin, muayyen, devamlı gelirleri yok ise de, Allahü teâlânın ezelde taksim ettiği rızka güvenerek, rahat ve neşelidirler) buyurmaktadır. Zaruri ihtiyaçlarını karşılamak ve fakirlere yardım etmek için, çalışıp, helal kazanmak iyidir. Süleyman aleyhisselam ve Eshâb-ı kiramdan, emîr-ül-müminin Osman ve Abdürrahman bin Avf ve diğerleri, Resûlullahtan sonra, mal ve mülk sahibi oldular. Bu servetleri, sahabilik derecelerinin azalmasına sebep olmadı. Sabreden fakir ile şükreden zenginden hangisinin daha üstün olduğunda, Ehl-i sünnet âlimleri ihtilâf etti. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" fakirliğin sıkıntısına katlanabildiği için, fakirliği istedi.

Hadîs-i şerifte, (Geceleri, Rabbimin ziyafetindeyim. Beni doyuruyor ve içiriyor) buyurdu. Fakirlik, ibadet yapmağı güçleştirirse, ibadete kuvvet veren zenginlik efdal olur. Böyle, şükür eden zenginlere dil uzatmak, Hadîd sûresinin yirmibirinci âyetinden gafil olmağı gösterir. Bu âyet-i kerime, mealen, (Allahü teâlâ, bu üstünlüğü dilediğine ihsan eder)dir. Bu âyet-i kerime ve hadîs-i şerif, kâfirlere, fasıklara muhtaç olmamak için ve Müslümanlara hizmet etmek için ve İslam ilimlerini yaymak için ve bunları yapanlara yardım etmek için lâzım olan parayı, malı kazanmanın çok sevap olduğunu gösteriyor. (Tam İlmihal s.772)

***
Sual: Bütün hayvanlarda, hayatlarını devam ettirecek şeylere karşı istek ve kendilerini savunacak öfke kuvveti mevcuttur. Bunlar insanda da var. Peki hayvanlardan farklı olarak insana başka hangi kuvvet verilmiştir?
Cevap: 
Tefsîr-i Azîzîde, konu ile alakalı olarak Fâtiha sûresini açıklarken buyuruluyor ki:
"Allahü teâlâ, insanların ve hayvanların, yaşayabilmeleri ve üremeleri için, onlarda iki kuvvet yarattı.
Birincisi, muhtaç oldukları, lezzet aldıkları şeyleri istemek, onlara kavuşmak kuvvetidir ki, bu kuvvete, Şehvet denir.

İkincisi, yaşamalarına zararlı olan, canlarını yakan şeylerden kaçmak, bunlara karşı savunmak kuvvetidir ki, bu kuvvete de, Gadab denir. Allahü teâlâ, insanlarda şehvet ve gadab kuvvetlerini yaratmış, insanların muhtaç oldukları şeylere kavuşmaları, bulduklarını kullanabilmeleri ve korktuklarına karşı savunabilmeleri için, bu iki kuvveti ihsan etmiştir.

Allahü teâlâ, insanlara merhamet ederek, seve seve çalışabilmeleri, çalışmaktan usanmamaları için, insanlarda üçüncü bir kuvvet daha yaratmıştır ki, bu kuvvet de, Nefs-i emmare kuvvetidir. Bu kuvvet, şehvetlere kavuşmak ve gadab edilenlerle dövüşmek için insanı zorlar. Fakat insanın nefsi, bu işinde bir sınır tanımaz. Yaptığı işler, hep aşırı, hep zararlı olur. Mesela hayvan susayınca, temiz suyu kolayca bulur, içer, doyunca, artık içmez. İnsanın nefsi, doyduktan sonra da içirir. Sığır aç olunca, çayırda otlar, doyunca, yatar, uyur. İnsan aç olunca, çayırda otlayamaz. Bulduğu otlar arasında seçim yapması, seçtiğini soyup, temizleyip, pişirmesi lazımdır. Nefis, bu yorucu, usandırıcı işleri seve seve yaptırır. Fakat, hoşuna gideni, doyduktan sonra da yedirir. Allahü teâlânın merhameti sonsuz olduğundan, nefsin insanı felakete sürüklemesine mani olmak için, nefsin arzularına uymayı sınırlayan, nefsi temizleyip aşırı, taşkın olmaktan kurtaran emirler ve yasaklar gönderdi.

Peygamberleri ile gönderdiği bu emir ve yasakların toplamına, İslâmiyet denir. Bir insan, işlerini yaparken, İslam dinine uyarsa, nefsi, aşırılıktan, taşkınlıktan kurtulur, şehveti ve gadabı faydalı olarak çalıştırır."

***
Sual: Büyük günah işleyenin imanı gider mi?
Cevap: 
Müminin, büyük dahi olsa, günah işlemekle imanı gitmez, kâfir olmaz.

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.