Header Ads

Önizleme

Namaz kılarken unutmak ve şaşırmak

Sual: Namaz kılan bir kimse, kaç rekat kıldığını unutsa veya şaşırsa yahut düşünceye dalsa, bu namazı yeniden mi kılar, secde-i sehivle bu namazı kurtarabilir mi yoksa nasıl hareket eder?
Cevap: 
Bir kimse, namaz kılarken kaç rekat kıldığını unutsa, bu şaşırması, ilk olarak başına geldi ise, selam verip namazı tekrar kılmalıdır. Şaşırmak âdeti ise, düşünüp, çok zan ettiğine göre kılar. Kuvvetli zan edemezse, az kıldığını kabul ederek tamamlar. Namazı kıldığında şüphe eden kimse, vakit çıkmadı ise, tekrar kılar. Çıktı ise kılmaz.

Namazda kaç rekat kıldığını şaşırıp, namaz içinde düşünmesi, sonraki rüknün veya vacibin, bir rükün zamanı kadar gecikmesine sebep olursa, bu arada, âyet ve tesbih okusa, Sübhanallah dese bile, secde-i sehiv lazım olur. Namazın içindeki farzlara Rükün denir. Bir âyet okumak, rüku ve iki secde, son rekatta oturmak, birer rükündür. Düşünmek, farzı veya vacibi geciktirince, secde-i sehiv lazım oluyor.

Mesela, son rekatta oturunca düşünürse, selam vermesi gecikirse, secde-i sehiv lazım olur. Fazla okuduğu salevat ve dua, sünnet olarak değil, düşünce, dalgınlık sebebi ile olduğu vakit, vacibin gecikmesi suç oluyor. Başka bir namazı kılıp kılmadığını veya dünya işlerinden herhangi birini düşünürse, bir rüknün gecikmesine sebep olsa bile, secde-i sehiv lazım olmaz. Namaz bittikten sonra, kaç rekat kıldığında şüphe ederse, buna vesvese denir. Buna ehemmiyet vermez. Namazdan sonra, bir adil Müslüman, yanlış kıldın derse, tekrar kılması iyi olur. İki adil kimse söylerse, tekrar kılması vacip olur. Adil olmazsa, sözünü dinlemez. İmam doğru, cemaat ise, yanlış kıldık derse, imam kendine güveniyorsa veya bir şahidi olursa, tekrar kılınmaz.

Bir şeyin vacib veya bidat olmasında şüphe edilse, bu şeyi yapmak iyi olur. Bidat ile sünnet arasında şüphe olsa, yapmamak lazım olur.

***
Sual: Bazı camilerde, namaz kılındıktan ve dua yapıldıktan sonra, imamla cemaat, ellerini göğüslerine götürerek selamlaşıyor. Dinen, bu yapılan doğru bir hareket midir?
Cevap: 
Namazlardan sonra imam ile, eli göğse koyarak, selamlaşmak bidattir. Müslümanlıkta el ile ve vücut hareketi ile selamlaşmak yoktur. İbni Nüceym Zeynel'âbidîn Mısrî hazretleri, böyle selamların günah olduğunu bildiriyor.

***
Sual: Fâiz şartlarını taşıyan satışta eski ile yeni, taze ile bayat farkı var mıdır? İşçilik ve sanat farkı önemli midir?
Cevap: 
Fâiz bakımından yeni ile eski, taze ile bayat arasında fark yoktur. Mesela, eski bakırı, yeni bakır ile aynı ağırlıkta ve peşin değişmelidir. Yeni bakır hafif ise, bununla az miktar başka mal veya para da peşin vermelidir.

Altın ve gümüşten başka madenlerde, sanat, işçilik farkı olabilir. Bir bakır semaveri, daha ağır bakır semaver karşılığı satmak caiz olur. Çünkü altından ve gümüşten başka madenler, sanat tesiri ile, ağırlık ölçüsünden çıkıp, adet ile satılabilir. Fakat bunları ağırlıkla satmak âdet olan yerlerde, ağırlık farkı yine fâiz olur. Altın, gümüş eşya, sanat tesiri ile semenlikten çıkarak mebî' olabilir. Yani tayin ile taayyün eder. Fakat, kabzedilmesi ve altını, gümüşü yarıdan fazla olanların daima ağırlık ile ölçülmesi şarttır. (Tam İlmihal s. 855)

Önizleme

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam11@gmail.com mail adresine gönderiniz. Teşekkürler.

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Yaşam ve İnsanlar Din